top of page

Ne Bana Sor Ne De Toza Sor - Ferhad Dost

  • Apr 17
  • 2 min read

Yıllar sonra Ferdi abinin Bana Sor şarkısını dinlerken yıllar önce okuduğum Fante’nin Toza Sor kitabı aklıma geldi. Toz gibi, kir gibi, insanın boğazına kaçan cinsten bir kitap. Charles Bukowski Fante için “Fante benim Tanrımdı” demişti. Ayrıca bunları da eklemişti: “Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi.Evet, Fante beni çok etkiledi. O kitapları okuduktan kısa bir süre sonra bir kadınla yaşamaya başlamıştım. Benden daha ayyaştı ve korkunç kavgalar ederdik. Bazen ona, "Bana orospu çocuğu deme! Bandini'yim ben, Arturo Bandini" diye bağırırdım.” 

Bir insanın hiç tanımadığı birine inanması ne yüce bir duygu. Ama ben Fante’den korkmuştum. Mizah ve acıyı aynı cümlede taşıyabilen adamlar ya dâhidir ya da iflah olmaz manyak. Fante ikisiydi. Kitabı ilk okuduğumda hayatımda hiçbir şey yolunda değildi. Sonra daha da bozuldu. Klasik gelişim. Zeki Demirkubuz bir yerde “Bir insana inanabilmek kadar mükemmel bir şey icat edilmedi” demişti. Haklı. Ben edemedim. Denedim belki ama olmadı. Aileme inanmıştım bir tek, onlar da 25’ten sonra “senden bir bok olmaz” diyerek yatırımın zararına satış yaptılar. Haksız da sayılmazlar aslında, piyasayı erken çözmüşler.


Aklıma bir süre sonra çok pişman olduğum bütün hatalarımı getirdim. Hepsi birbirinden kötü. Açık büfe olsa, seç beğen al deseler, insan hiçbirini almak istemez; o derece yani. Ne yazık ki ben Athena gibi “Benim çok güzel hatalarım var” diyemiyorum. Allah hatalarında hayırlısını nasip eylesin. Hatalarımın hepsi kasabanın orospusu gibiydi; hani kasabanın orospusunu herkes tanır, kimse selam vermek istemez ya, o hesap işte. Hepsini iyi tanırım ama hatırlamak istemiyorum. Velican Yıldız kardeşim bir tiyatro oyununda “Başka adamlarla mutlu olan kadınlar beni hep mutsuz etmiştir” diye yazmıştı. Ama benim durum daha vahimdi. Başka adamlarla mutlu olanlar da… benimle mutlu olanlar da kimi zaman aynı derecede içimi çürütmüştü. Şimdi hepsi evli. Mutlu. En azından internette. Yatak odalarından yayın yapıyorlar. Gülüşler, filtreler, sahte sarılmalar… “Dünyanın en mutlu çifti biziz.” İnsan mahremiyetini pazarlayınca geriye ne kalır? Bir çarşafın bile hatırı vardır lan. Kimse görmemeli bazı şeyleri. Özel hayatını ekmeğe çeviren herkesten nefret ettim ben. Şimdi onları izlerken tek bir şey diyorum: İyi ki bizden olmamış…


Bir abim vardı, sürekli içerdi. Ama arada doğru konuşurdu: “Aslında tüm kadınlar geceleri aynı. Ya uyurken sarılmak istersin… ya da kalkıp gitmek.” Benim payıma hep gitmek düştü. Hep kalktım. Hep çıktım. Hiç kalamadım.


Yatağımdan kalkıp hayatımın içinden, kolinin içerisinde bir köşeye attığım John Fante’yi tekrar çıkardım. Toza Sor… Ne isim ama. İnsanın yüzüne tokat gibi çarpıyor. Bir de filmini yapmışlar: Aşk’a Sor diye. Hadi Colin Farrell ağabey var diye izleyeyim dedim de… Bir kitaptan uyarlanmış film, insanı ancak bu kadar kitaptan soğutur. Neyse ki Fante babaya olan saygımdan filmi yarıda kapattım. Farrell ağabeyimin affına sığınıyorum artık.


Tam ilk sayfayı açtım. Yine yeniden batacaktım o satırlara ki, telefon çaldı. Bilinmeyen numara. Gece vakti. Yüzde doksan eski bir manita. Yüzde on bela.

“Eveeet” diyerek telefonu açtım. 

“Zıkkımın kökü evet!”

Hemen tanıdım sesi. Geçmiş arıyordu.

“Ulan o kadar şey duydun hakkımda. Durduk yere benden soğudun, ayrıldın. Neden hiç bana sormadın lan? Neden sormadın? Bu zamana kadar sormadın, bari şimdi sor. Sor lan bana, sor,” dedi. 

Sessiz kaldım.

“Sorsana laann!” diye bağırınca, hafif ürperdim.

“Yıkılan yuvaların… sonu gelmez yolların… yaşanmamış yılların ‘eyvah’ını sorsam?” dedim. 

“Ya siktir git, ya gerçekten sen harbi delisin. Kapat hadi,” dedi. 

Kapatacakken tuttum: “Bir saniye… Peki…” 

“Ne?” dedi.

“Peki Toza sorsam olmaz mı?” dedim.

“Fante siksin seni,” deyip telefonu kapattı.


Telefonu masaya bırakıp kitabı yeniden açtım ve kaldığım yerden devam ettim. Artık, yıllar önce büyük bir keyifle okuduğum o romanın sayfalarına yeniden, ağır ağır ve sindire sindire okuyabilirdim.



Comments


bottom of page